Tut elimi yoldaş, daha gidecek çok yolumuz var

Devrimci olanda ısrar ettiğimizden beri “zor” bir tercihte bulunduğumuzu biliyoruz. Hayallerimize ulaşmakta önümüze dikilen engellerle verdiğimiz kavganın zorluğu değil bu. Elbette onun da zorluklarının farkındayız ancak haklı olmanın yarattığı özgüvenle dikiliriz düşmanın karşısında. Asıl zor kendimizle olan kavga…

Değişiyoruz… Kendimize verdiğimiz önem bir halka verdiğimiz önemle çatışıyor. Alışkanlıklarımızın yarattığı konforla kavga ediyoruz. Yeri geliyor “Zaten göremeyeceğimiz bir ‘Devrim’ için” gösterdiğimiz çabayı da sorguluyoruz. Şimdi ne kolay olurdu, önüne bakıp bir hayat kurmak… Tabi artık böyle bir hedefin gerçekleşmesi mümkünse…

Devrimci olanda, devrimci bir yaşamda ısrar ediyoruz ya, bunun zorluğunu da yaşıyoruz… Alışkanlıklar kolay terk edilmiyor, gemiler kolay yakılmıyor. Bildiğimiz yerler güvenli geliyor, yeni denizlere açılmak tereddüt yaratıyor. Düşmanla kavga belki de en kolayı, alacağımız üç beş yara, hücrede geçirilen günler… Hatta en kötüsü bile belki korku yaratmıyor. Ancak ne için sarf ediliyor bu kadar çaba? Kavrayamadığımızda yaşadığımız anlamsızlık da tereddüt yaratır elbet…

Bazen bir pazar yerinde dağıttığımız bir bildiri sıradan bir faaliyet değil de akışına yön vermek için tarih sahnesine çıktığımız o “an”dır. Koşullar denk gelir bütün bir halkın kaderini değiştiren o “an”ı da tetikleyebilir. Ya da yıllar süren kasvetli faaliyetlerin bir yere gitmediğini de düşünebiliriz… Mutlaka böyle zaman dilimleri de vardır. Eylemimizin manasını sorguluyoruz…

Hayat bir mana arayışıdır ve “Devrimcilik” bu arayışın en parıltılı anahtarı. Bu anlamda belki de hiç göremeyeceğimiz bir politik alt üst oluş anıyla ilişkili olduğu kadar aynı zamanda gerçekliğimizi kavrama, edilgenlikten kendi hayatımıza hükmetmeye geçiş yani bir özgürleşme pratiğidir.

ithaka’ya doğru yola çıktığın zaman,

dile ki uzun sürsün yolculuğun,

serüven dolu, bilgi dolu olsun.

ne lestrigonlardan kork,

ne kikloplardan, ne de öfkeli poseidon’dan.

Uzun bir yol bu, yolun sonunda ne olacağımızı kestirmesi imkânsız… Ancak yola çıkıldı mı, sonuna kadar gidilmeli. Yolun yarısında havlu atmaktan kork, yolun öğreticiliğinden, bilgeliğinden mahrum kalmaktan… Mutlak zaferler vaat etmiyor bu yol ama deneyimi elde etmenin cezbedici mutluluğu kesin… Belki varmak istediğin hedefe varamayacaksın ancak durduğun yerde pineklemekten çok daha keyifliği olacağı da kesin…

Yolun devrimci olanı aynı zamanda bir arınma iradesidir. Bu düzenin üzerimize bulaştırdığı pislikten, bireysel kalan hedeflerin ortaya çıkardığı bencillikten, kuruntudan, sinsilikten… Bu yüzden iyi bir yaşamın inşası da devrimcilikten geçer. Çünkü arınmaya bir kez başlayınca sevginin, mutluluğun, sadakat ve güvenin en koşulsuz olanını, en çıkarsız olanını yaşamaya başlarız. Yoldaşının gözünün içine bakınca yaşadığın heyecan… Birini gerçekten önemsemenin yarattığı güven ve samimiyet duygusu. Hiçbiri düzenin çıkara dayalı koşullu ilişkilerinden edinilemeyecek bir duygu…

düşlerin yüceyse, gövdeni ve ruhunu

ince bir heyecan sarmışsa eğer.

ne lestrigonlara rastlarsın,

ne kikloplara, ne azgın poseidon’a,

onları sen kendi ruhunda taşımadıkça,

kendi ruhun onları dikmedikçe karşına.

Alışkanlıklar kolay terk edilmiyor dedik ya… Devrimcilik kapıdan kovarsa o alışkanlıkları bacadan tekrar gelip yine de musallat oluyorlar. Öyleyse kovulanı bir daha hatırlamayacak şekilde içselleşmeye başlamalı yeni yaşam. Gündelik olanda, en sıradan ve en sade olanda. O yüzden devrimcilik büyük hedefler taşıdığı kadar aynı zamanda çok sıradan, çok gündelik ve çok sadedir… Duygusal tatmine değil iyi, nitelikli ve üretken bir yaşama, samimiyete dayalıdır. Hayatı devrimcileştirmek yalnızca o an ve bulunduğun mekânla kurduğun ilişkiye de sıkıştırılamaz. Hedef ve hayallerini de devrimcileştirmektir.

hiç aklından çıkarma ithaka’yı.

oraya varmak senin başlıca yazgın.

ama yolculuğu tez bitirmeye de kalkma sakın.

varsın yıllarca sürsün, daha iyi;

Kuşkusuz tarihin hızlı aktığı zamanlar vardır. Yavaş aktığı zamanlarda da bizzat biz hızlandırırız… Ama her zaman bir yarış atı ritminde değil. Halkların sabrı, bilgeliği ve dinginliği de bazen kendi zamanını kollar. Harekete geçme anını belki bilinçli bir kararla değil ama tecrübeden süzülmüş bir sezgiyle belirler. İşte bütün bu tarihi belirlenen değil bizzat bir özne olarak yaşamaya davet ediyoruz. Yaşadıklarımıza ve yaşayacaklarımıza biz karar vereceğiz. Kısa zamanda müthiş sonuçlar elde ederek değil bazen yıllar sürecek ama hepsinde tarihin doğru tarafında yer alarak olgunlaşacağız. Tek başına kahramanlıklarla değil isimsiz ve arka planda kalmayı da göze alarak ama kolektif bir çabanın sonuçlarına şahit olacağımızdan eminiz. Çünkü birçok defa tanık olduk… 2013’ün Haziran barikatlarında, 2025’in Bahar isyanında müthiş bir atılımın içinde bulduk kendimizi… Ama kayayı yerinden oynatmak için yıllar süren verilen kolektif çabayı da hiç ihmal etmedik…

Hepsi muazzam katkılarda bulundu bize… Her defasında daha da olgunlaştık, hayatı gerçekten yaşadığımızı hissettik…

 sana bu güzel yolculuğu verdi ithaka.

o olmasa, yola hiç çıkmayacaktın.

ama sana verecek bir şeyi yok bundan başka.

Her zaman en önde koşmak zorunda değiliz, bazen gücümüz tükenir, takatimiz kalmayabilir… Ama her zaman elini uzatacak bir yoldaş vardır yanı başında. Her zaman inancı tazeleyen, hedefe daha sıkı sarılan, bu tutkuyu kendine bir vasıf olmaktan çıkartarak yoldaşına da bulaştıran bir yürek bulunur. Çünkü yolculuğun güzelliğini yerinde durmanın ya da geri dönüş yolunun “kirletici” etkisinden sana bir kalkan olan o hedef hep yanı başımızda… Bazen ne yaparsan yap çare olamazsın ama her defasında elini uzatmaktan da kendini alıkoyamazsın. Doğrusu da bu zaten.

onu yoksul buluyorsan, aldanmış sanma kendini.

geçtiğin bunca deneyden sonra öyle bilgeleştin ki,

artık elbet biliyorsundur ne anlama geldiğini ithakaların

Şimdi zorluklar devresine mi giriyor yine tarih? Bilmiyoruz. Bazen gözümüzün önünde durmasına rağmen imkânları kavrayamadığımız oluyor kuşkusuz… Hiç dert etme, halkın sabrı ve bilgeliğinden süzülmüş isyankârlığı gösterir kendini. Sen onu işlemeye devam et… Sana yoldaşlıktan ve yolun güzelliğinden başka vaadimiz yok… Şimdi! Tut elimi yoldaş, daha gidecek çok yolumuz var…

 

* Dizelerinden alıntı yapılan şiir; Konstantinos Kavafis, İthaka