Bugün Boğaziçi’nde yapılan, direnç riskini ortadan kaldırmaya dönük bir yeniden düzenlemedir. Kulüp odalarının son dakika verilen sözlü talimatlarla boşaltılması, Hisar Kampüs’e sembolik ve işlevsiz alanların “alternatif” olarak sunulması bu nedenle gerçekleştirilmektedir. Ancak bilinmesi gerekir ki bu bir bütünüyle yok oluş değildir, dönüşümdür. O yüzden bu hamleler kamusal alanın ortadan kaldırılması değil, boşaltılması ve etkisizleştirilmesidir. Odaların yerine derslikler, toplantı alanları veyahut benzeri binalar yapılarak işlev kazandırılmış gibi gözükse de bu öğrenciyi ders yüküne boğan ve hızlıca mezun olarak ucuz emek gücü piyasasına katılmasını sağlayan bir saldırıdır.
Boğaziçi’nde kulüp odalarına yapılan müdahale bu neoliberal yeniden tanımlamanın somut karşılığıdır. Sözlü talimatlarla boşaltılan odalar, işlevsiz ve sembolik alanlarla ikame edilmek istenmektedir. Burada amaç kamusal alanı tamamen yok etmek değil; onu içeriksizleştirerek burjuva-idari bir kamusallıkla ikame etmektir.
Saray rejimi ve YÖK bu saldırıların planlayıcısı, kayyum yönetimi ise bu dönüşümün açık uygulayıcısıdır. Ancak süreç yalnızca yukarıdan dayatılmamaktadır. “Uyum sağlama”, “elde olanla yetinme” ya da “sessizce teslim etme” çağrıları, bu kamusal alan dönüşümünün alttan yeniden üretilmesidir. Karşıt kamusal alan, yalnızca baskıyla değil; kabullenişle de geriletilir.
Burada mesele sadece birkaç kulübün nerede faaliyet yürüteceği değildir. Mesele, üniversitede kimin egemen olacağı, hangi alanda egemen olacağıdır. Bu kavga, üniversite üzerinde bir sahiplik kavgasıdır ve maddi zemini de kamusal nitelik taşıyan kulüp odalarıdır.
Soru da bellidir: Denetlenen, steril, ders odaklı, siyasetsiz bir kamusallık mı; yoksa öğrencilerin üniversiteyi fiilen kurduğu, söz ve karar üretebildiği bir karşıt kamusallık mı?
Biz bu sorunun tarafıyız!
Biz gençliğiz, gençliğin tarafıyız!
Yıllardır söylediğimizi tekrar söylüyoruz: Ferman padişahın, üniversiteler bizimdir!
Boğaziçi Üniversitesi, kayyum yönetiminin çizdiği dar kamusallığa sığmaz. Kulüp odaları, bu üniversitede yıllardır süren kamusal yaşamın ve mücadele birikiminin parçasıdır. Bu alanların işlevsizleştirilmesini, etkisizleştirilmesini ve içinin boşaltılarak burjuva niteliğinde bir kamusallık kurulmasını kabul etmiyoruz.
Bu üniversitenin asıl sahipleri biziz, kararı da biz vereceğiz.
Devrimci Gençlik